Etiket arşivi | "yeni mezun"

Yeni Mezunların Mülakatta Karşısına Çıkabilecek 7 Soru


Yeni mezun olman, pek çok mülakat sorusunun sana sorulmayacağı anlamına geliyor. Bir tecrüben olmadığı için iş yaşamıyla ilgili pek çok soru direk eleniyor. Ama mezunların karşılarına çıkan pek çok soru da var. İşte dikkat etmeniz gereken mülakat soruları…

…………. ÜNİVERSİTESİNİ BİTİRDİĞİNİZİ / OKUDUĞUNUZU  ÖZGEÇMİŞİNİZDE GÖRDÜM, PROFESÖR ………… TANIYOR MUSUNUZ?

Oldukça sık karşılaşılan bir giriş sorusu. Mülakatçı bu soruyu sorarak daha samimi bir ortam yaratmak ister. Ortak tanıdıkların daha etkili olduğunu düşündüğü için bu tip bir soru yöneltir. Eğer bahsettiği kişiyi tanımıyorsan kesinlikle tanıdığını söyleme. Çünkü mülakatçı daha detaya inebilir ve bu durumda aslında tanımadığın ortaya çıkabilir ve mahçup durumda kalabilirsin.

KARİYER HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Özellikle kariyerinin başında olan yeni mezunların en çok hazırlıklı olmaları gereken soru tipi bu. Eğer mühendislik eğitimi aldıysan ve bankacı olmak istiyorsan veya işletme mezunu isen ve bilgisayar sektöründe çalışmak istiyorsan, güçlü dayanakların olmalı. Bu tip bir kariyer hedefi ile mülakatçıyı cevaplarsan, niye bu kadar uzun süre mühendislik eğitiminde zaman harcadığını da iyi açıklamak durumundasın. Unutma mutlaka bir kariyer hedefin olmalı. Bu soruya cevap verirken kesinlikle duraklama ve doğrudan kariyer hedeflerini belirt. Böylece kariyer konusunda daha ciddi görüneceksin. Kariyeri hakkında bu zamana kadar hiçbir şey düşünmemiş gibi konuşmak direk eksi puandır.

BU MESLEĞİ NEDEN SEÇTİNİZ?

Yine bir yeni mezun sorusu. Bu soru, eğitimini aldığın mesleği bilinçli bir şekilde mi, yoksa tam tersi bir şekilde mi seçtiğini ortaya koymak için yöneltilir. Burada mülakatçı şunu unutmamalı; Eğitim sistemimiz içerisinde oldukça küçük bir kesim arzu ettiği mesleğe ulaşıyor. Bu durumda meslek seçmenin büyük bir kitle için tamamen tesadüflere dayandığı ülkemizde bu soruya cevap vermek aday için oldukça sıkıntılı olacak. Yine de eğitimini gördüğün mesleğe tesadüf eseri girdiğini ama zaman içerisinde bu mesleği sevdiğini ve kariyerini bu alanda devam ettirmek istediğini belirtmen pozitif olacaktır.

FİRMAMIZ HAKKINDA NE BİLİYORSUNUZ?

Eğer mülakat öncesi herhangi bir hazırlığın yoksa ve başvurduğun firma hakkında yeterli bilgi toplamadıysan, bu soruya cevap verebilmek senin için oldukça stresli olacak. En doğru hareket firma hakkında önceden detaylı bilgi toplaman.

YARATICI MISINIZ?

Her işin az veya çok yaratıcılık gerektirdiğini unutma. Eğer muhasebe stajı için başvuruyorsan ve bu pozisyonla ilgili olarak mülakata alındıysan, çok yaratıcı olduğun mesajını karşı tarafa vermen pek de iyi olmayacaktır. Çünkü muhasebe pozisyonu iş tanımı gereği yaratıcı yönünü kullanmak istiyorsan oldukça sıkıcı olabilir ve kısa sürede iş tatmininden yoksun hale gelebilirsin. Bu yüzden yaratıcılık gerektirmeyen bir iş tanımı için başvuru yapıyor, yaratıcılığını ön plana çıkarmak ve bunu da bazı örneklerle desteklemek istiyorsan işi daha baştan kaybedebilirsin. Özellikle yeni mezunların bu tip sorularda oldukça bocaladıkları ve karşı tarafı kendi nitelikleri konusunda yanılttıkları oldukça sık gözlemleniyor. Sen bunu yapma.

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİZİ TANIMLAR MISINIZ?

Bu tip bir mülakat sorusuna cevap verebilmen için kendini çok iyi tanıman gerek. Ancak kendini iyi tanıyorsan, en mantıklı şekilde kişilik özelliklerini tanımlayabilirsin. Çalışma hayatı ile ilgili, kişiliğin konusunda karşı tarafa ipuçları verebilecek bazı kelimeleri sana sunuyoruz: Detaycı, İş bağımlısı, Zamana bağlı, İşe odaklanmış, Hassas, Sadık, Hırslı, Takım oyuncusu, Yaratıcı, Araştırmacı…
Eğer bir finans pozisyonuna başvuru yapıyorsan detaycı bir kişilik özelliğine sahip olduğunu belirtmek sana puan kazandıracaktır. Mühendislik gerektiren bir pozisyon içinse, araştırmacı ve yaratıcı yönünü belirlemek oldukça önemli. Negatif bir örnek vermek gerekirse, eğer satış pozisyonu için başvuruyorsan insan ilişkilerinde çok hassas bir kişiliğe sahip olduğunu belirtmen yanlış sonuçlar doğurabilir.

NEDEN MASTER YAPTINIZ VEYA YAPMADINIZ?

Özellikle yeni mezunlar arasında sadece üniversite eğitiminin yeterli olmadığı ve lisans eğitiminin kesinlikle yüksek lisans eğitimi ile desteklenmesi gerektiği konusunda yanlış, fakat çok yaygın bir imaj var. Eğer lisans eğitimini mühendislik konularında yapıp, tarih yüksek lisansı yaptıysan ve yine de mühendislik pozisyonlarına başvuru yapıyorsan mülakatçı bu soruyu sana illa ki yöneltecek. Eğer araştırma geliştirme nosyonu gerektiren bir pozisyona başvuruyorsan, konunda almış olduğun lisansüstü eğitim sana stratejik bir avantaj sağlayacak. Eğer herhangi bir lisansüstü eğitim almadıysan, mesleki iş tecrübesinin senin için daha önemli olacağını karşı tarafa aktarmanda büyük yarar var.

Kariyer.net

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Yeni Mezunlar Liderliği Öğrenmeden Yöneticilik Peşinde


İş yaşamında aceleci davranan gençler daha tecrübe kazanmadan yönetici statüsünde iş arayışına giriyor. Deniz Ceylan Kılıçoğlu, bu durumda çoğunun bir işe yerleşemediğini söylüyor.

İş yaşamında ailenin, çevrenin ve toplumun da etkisiyle bir an önce statü sahibi olmaya çalışan gençler, daha mezun olur olmaz yönetici olma peşine düşüyor. Yeni mezun olan işletme öğrencilerinin bile yönetici pozisyonlarına başvuru yaptığına dikkat çeken Yenibiriş.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçoğlu, bunların çoğunun bir işe yerleşemediğini ifade etti.

İş yaşamında artık bazı ünvanlar tarihe karışmaya başlarken, şirketler iş ilanlarında kulağa daha profesyonel gelen, pozisyonları daha önemli gösteren ünvanları kullanmaya başladı. Örneğin “tezgâhtar” yerine “satış danışmanı”, “raf görevlisi” yerine “stok ikmal yöneticisi”, “sekreter” yerine “yönetici asistanı”, emlakçı yerine “gayrimenkul danışmanı” ya da “odacı” yerine “office-boy” gibi daha sofistike ünvanlar kullanılmaya başlandı.

Bu durumu gençlerin ünvan arayışında olmasına bağlayan Deniz Ceylan Kılıçoğlu, her yıl 800 bin gencin işgücü piyasasına girdiğine dikkat çekerek, “Bu gençlerin çok büyük bir bölümü hedefsiz, amaçsız. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çoğu ünvan peşinde” dedi. Yine gençlerin perakende sektöründe mağazacılıkta çalışmayı bir meslek olarak görmediklerini, sadece birkaç aylığına yapılacak geçici bir iş olarak baktıklarını anlatan Kılıçoğlu, “Kimse ‘tezgâhtarım’ demek istemiyor. İşverenler de allayıp pullayıp ünvan yaratmaya çalışıyor. Tezgâhtar yerine ‘satış danışmanı’ deniyor. Böylece hem daha çok, hem de daha iyi başvuru alıyor” açıklamasında bulundu.

‘Ailem beni tezgâhtar olayım diye mi okuttu’ yaklaşımı var

Türkiye’nin nitelikli işgücü sıkıntısı olduğunu belirten Kılıçoğlu, işgücü piyasasında arzla talebin örtüşmediğini vurguladı. Eleman ihtiyacına rağmen işsizler ordusu olduğuna değinen Kılıçoğlu, bunun eğitim sisteminden kaynaklandığının altını çizdi. Kılıçoğlu, şunları söyledi: “Çocukluktan itibaren ailenin, çevrenin, toplumun etkisiyle gençler hep ünvan, statü peşinde koşuyor. Mezun olduklarında da buna bir an önce ulaşmanın peşinde oluyorlar. Mücadele mezun olunca başlıyor. Ama gençler bu gözle bakmıyor. Çünkü bu şekilde yetiştirilmiyorlar. Geçen yıl Pricewaterhouse Coopers’la (PWC) birlikte yaptığımız bir araştırma ortaya koydu ki, gençlerin meslek seçiminde en çok ailelerinden etkileniyorlar. ‘Ailem beni tezgâhtar olayım diye mi okuttu’ yaklaşımı var.”

Yeni mezun olan işletme öğrencilerinin bile yönetici pozisyonlarına başvuru yaptığına dikkat çeken Kılıçoğlu, bunların çoğunun bir işe yerleşemediğini ifade etti. Gençlerin “bize okulda her şeyi öğretiyorlar” diye düşündüğünü anlatan Kılıçoğlu, “Tabii bu poziyonlara giremiyorlar. Öte yandan, birçok yerde de aday aranıyor ama onlara başvurmuyor. İşi beğenmiyor. Ama bir yerlerden başlamak önemli. Bir işi öğrenmek için o işin en altından başlamak lâzım. Bu algıyı değiştirmek önemli” diye konuştu.

Ucuz işgücüne odaklanan uzun vadede acısını çekiyor

İşleri gereği birçok konferansa katıldıklarını anlatan Kılıçoğlu, bu konferansların büyük bir bölümünün de “yönetim ve liderlik”le ilgili olduğunu söyleyerek, “Tabii ki yönetimi öğrenmek gerek, tabii ki liderlik önemli. Ama yönetici olmayı öğrenmeden önce bir iş öğrenmemiz gerekiyor. ‘Ne iş yaparız’a değil ‘kaç kişiyi yönetiriz’e odaklanılıyor. Oysa ki, yöneticilik insan yönetmekten ziyade iş yönetmektir. İnsanı yönetemezsiniz. Ancak insanın motivasyonunu yönetirsiniz. Zorla hiç kimseye hiçbir şey yaptıramazsınız. Gençlerin statü ve ünvandan ziyade iş üretmeye odaklanmalarını sağlamak gerekiyor” dedi.

Kılıçoğlu, kizde birçok işletmenin maliyet düşürmek için yüksek ücretli personelinden feragat etmek zorunda kaldığını da hatırlattı. “Bu kriz diğer krizlerden farlı olarak yöneticileri çok vurdu” diyen Kılıçoğlu, “Çünkü firmalar 10 tane uzman yardımcısından feragat etmektense, iki tane yöneticiden feragat ettiler. Ucuz işgücüne odaklanınca üretim ve hizmet kalitesi de düşüyor, işveren de bunun acısını uzun vadede çekiyor” diye konuştu.

Referans

Kategori HaberlerYorum (0)